top of page

2026 Özel Oturumlar 

Özel Oturumlar

Özel Oturum 01 Oturum Başlığı:

Güncel Öğrenci Hareketlerini Yeniden Düşünmek: Demokrasi Mücadeleleri, Kuşaklar ve Yeni Siyasal Öznellikler

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan/Akademik Derece

Buket Türkmen, Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, Doç. Dr.

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan/Akademik Derece

Derya Fırat, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, Prof. Dr.

 

Oturum Özeti:

Son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde öğrenci hareketleri yeniden toplumsal ve siyasal yaşamın görünür aktörleri haline gelmiştir. Pandemi sonrasında genç kuşaklar; demokratik gerileme, ekonomik güvencesizlik, savaşlar, ekolojik krizler ve siyasal temsil sorunları karşısında kampüslerden kamusal alana yayılan yeni protesto biçimleri geliştirmektedir. Üniversite işgalleri, boykotlar, forumlar ve dayanışma ağları, öğrencilerin birçok ülkede yeniden siyasal mücadelelerin ön saflarında yer almaya başladığını göstermektedir. Türkiye'de son dönemde yükselen öğrenci hareketleri de bu uluslararası bağlam içinde değerlendirilmekle birlikte, kendine özgü tarihsel ve siyasal koşullar içerisinde şekillenmektedir. Özellikle demokrasi, temsil ve otoriterleşme tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde öğrenci hareketleri, yalnızca gençliğin taleplerini değil, daha geniş toplumsal ve siyasal gerilimleri de görünür kılan önemli aktörler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreç aynı zamanda Türkiye'deki öğrenci hareketlerinin tarihsel mirası, kolektif hafızası ve kuşaksal deneyimleri üzerine yeniden düşünmeyi gerektirmektedir.

Bu özel oturum, güncel öğrenci hareketlerini kuşak sosyolojisi, kolektif bellek, demokrasi mücadeleleri ve yeni toplumsal hareketler literatürü ışığında tartışmayı amaçlamaktadır. Mannheim'ın kavramsallaştırmasından hareketle, gençliğin belirli tarihsel kırılma anları etrafında ortak deneyimler geliştirerek nasıl siyasal öznelere dönüştüğü sorusu oturumun temel eksenlerinden birini oluşturmaktadır. Forumlar, açık meclisler, boykotlar, kampüs işgalleri ve dijital örgütlenme biçimleri kadar, yeni siyasal öznelliklerin oluşumu ve gençliğin demokrasi mücadelelerindeki rolü de tartışmaya açılacaktır.

Oturum, Türkiye'deki güncel öğrenci hareketlerini tarihsel ve karşılaştırmalı bir perspektifle ele alan; gençlik, demokrasi, toplumsal hareketler ve siyasal katılım üzerine çalışan araştırmacıları bir araya getirmeyi amaçlamaktadır.

 

Özel Oturum 02 Oturum Başlığı:

Şehir ve Politika: Kentlilik Pratikleri, Tahayyülleri ve Temsilleri

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Fırat Genç, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Yağmur Nuhrat, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Doç. Dr.

 

Oturum Özeti:

Şehirle politika arasındaki bağın anlaşılması, kentliler açısından aşinalık ve anonimlik durumlarının bitimsiz bir gerilim içinde var olduğunu hesaba katmayı gerektirir. Ancak bu gerilim anları sabit kalmaz; sınıf, cinsiyet, etnisite gibi iktidar çerçeveleri uyarınca farklı konjonktürlerde yeniden biçimlenir. Bu anlamda modern şehir, kamusal ile özel arasındaki sınırların çeşitli iktidar ilişkileriyle bağlantılı olarak müzakere ve ilga edildiği, dolayısıyla sürekli olarak yeniden çizildiği bir müphemlikler alanıdır.

Böyle bakıldığında kentlilik, aşinalık arzusu ile anonimliğin sağladığı gözenekliliğin bir arada ve dinamik biçimde deneyimlenmesi olarak düşünülebilir. Aşinalık eksilten ve bunaltan bir hapisliği ima etmediği gibi, anonimlik de mutlak olarak izole eden ve yalnızlaştıran bir varoluş durumuna tekabül etmez. Kentlilik deneyimi şehre yapısal koşulların mümkün kıldığı biçimde haritalanır, yani tarihsel ve ekonomik olarak da dinamiktir. Her anında hem aşinalığın hem anonimliğin kaybı riskini barındırır. Bu risk ise kendi içinde tekil değil, heterojendir. Toplumsal olarak biçimlenir, çeşitlenir.

İçinde bulunduğumuz konjonktürde şehirler, devlet yapıları, piyasa dinamikleri, uluslararası hareketlilikler ve ekolojik yıkımla alt üst olmakta. Savaşlar, çatışmalar, finansallaşma, rant ekonomilerinin sınırsız büyümesi, maddi ve gayri maddi müştereklerin kaybı gibi dinamikler bu alt üst oluşu beslemekte. Bu süreçler, toplumsal düzeyde kendilerini zorunlu yerinden edilmeler, işsizlik, ekolojik tahribat, yoksullaşma gibi sonuçlarla ortaya koyduğu gibi, aşinalık ve anonimlik arasındaki kırılgan dengeleri sarsar. Bu da politik ve toplumsal mücadelelerin imkân ve deneyimlerini biçimlendirir.

Bu panelde, bu tür konjonktürel etmenlerin şehirle politika arasındaki bağı nasıl dönüştürdüğünü ampirik ve/veya kavramsal olarak inceleyen tebliğlere yer vermek istiyoruz. Modern şehre içkin olduğu varsayılan kimi niteliklerin bugün ne denli geçerli olduğunu sorgularken, politikanın imkânını ve koşullarını kent ve kentlilik çalışmalarının sunduğu kuramsal çerçeveler üzerinden anlamayı hedefliyoruz. Aşinalık ve anonimlik durumları arasındaki gerilimin izlerini tarihsel ve güncel olarak sürerken, bu gerilimi öznel deneyimler, duygulanımlar, temsiller, farklı ölçeklerde mekânsallıklar ve kolektif eylemler açısından inceleyen tebliğleri özellikle teşvik ediyoruz.

 

Özel Oturum 03 Oturum Başlığı:

Mekân, Duygu ve Atmosfer

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Büşra Kılıç, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Doktora Mezunu (Dr.)

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Süheyb Kurt, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Doktora Öğrencisi

 

Oturum Özeti:

Sosyal bilimlerde mekânı fiziksel ve tasarlanan boyutunun ötesinde araştırmaya yönelik artan ilgi mekânın duygusal ve duygulanımsal boyutlarını da önemli birer araştırma konusu olarak öne çıkarmaktadır. Bu boyutlara dair tartışmalar farklı alanlardan iki ana hatta yoğunlaşmaktadır. Bir yandan belli mekânların deneyimlenmesinde ve algılanmasında öne çıkan duygular, toplumsal ilişkilerin, farklılaşmanın ve hiyerarşilerin kuruluşuna dair önemli ipuçları olarak öne çıkar. Belirli mekânlarda hissedilen rahatlık, gerilim, yabancılık ya da aidiyet, karşılaşmaların ve gündelik hayatın sosyo-mekânsal yapılar olarak nasıl örgütlendiğini görünür kılar. Diğer yandan, giderek yaygınlaşan duygu siyaseti ve ekonomisi ile bağlantılı olarak, mekânların duygulanımsal tesirlerinin nasıl tasarlandığı, üretildiği ve düzenlendiği sorusu da önemli bir tartışma hattı açar.

 Bu tartışmalar içerisinde öne çıkan bir kavram olarak atmosfer kısaca mekânda yayılan, bedenleri kuşatan duygulanımsal yoğunluklar olarak tanımlanır (Anderson, 2009). Mekânın uyandırdığı duygulanımsal yoğunluklar veya hareketi kısıtlayıcı ya da ferahlatıcı bir güç olarak atmosferler, araştırmacıların saha notlarında ve mekân tasvirlerinde çoğu zaman örtük biçimde yer alır. Özellikle etnografik çalışmalarda atmosfer doğrudan çalışma konusu olmasa bile gündelik hayatta sahnelerin, ritimlerin ve karşılaşmaların uzun süreli takibinde etnografik yazının detaylarında belirir. Bir mekâna girdiğimizde hissettiğimiz “hava”, “gerilim”, “rahatlık” ya da “aidiyet” gibi duygularda; “aura” ya da “ambiyans” gibi farklı tabirlerle ifade edilen atmosferler kolektif hislenmeleri ifade etse de herkese aynı şekilde tesir etmez (Ahmed, 2016: 57). Mekân söz konusu olduğunda atmosferin inşası, algılanması ve yayılımı cinsiyet, sınıf ve etnisite gibi çok çeşitli yapısal koşullara bağlıdır (Löw, 2016: 176-177).

 Bu oturum mekân, atmosfer ve duygu ilişkisini toplumsal hayatın farklı bağlamları içerisinde tartışmayı amaçlamaktadır. Oturum, bu alanlarla sınırlı olmamakla birlikte, yer-mekân odaklı etnografik çalışmalar, duygu sosyolojisi, duygulanım çalışmaları, kent ve mekân araştırmaları, kültürel çalışmalar, antropoloji, sanat ve tasarım çalışmaları, mimarlık, planlama ve coğrafya alanlarından; mekânın duygusal ve duygulanımsal boyutlarına odaklanan disiplinler arası bildiri önerilerine açıktır.

Özel Oturum 04 Oturum Başlığı:

Kentsel Ekosistemler ve Kırsal Dirençlilik

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Çağlayan Kovanlıkaya, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Prof. Dr.

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Osman Furkan Aydın, Düzce Üniversitesi, Doktora Mezunu (Dr.)

 

Oturum Özeti:

Kentsel genişleme, büyük ölçekli altyapı projeleri ve iklim krizi gibi makro ölçekli dinamikler, günümüzde kırsal alanları ve çeper yerleşimleri benzeri görülmemiş bir dönüşüme zorlamaktadır. Türkiye özelinde, pandemi ve 2023 depremlerinin bu dönüşümü daha da hızlandırdığı söylenebilir. Kent ve kır kategorilerinin birbirinin zıttı olarak kurgulanamayacağı fikri genel bir kabul görmekle birlikte, bu mekânsal kategorilerin birbiriyle ilişkili bir biçimde nasıl ele alınabileceğine dair kuramsal çerçeveler ve ampirik yaklaşımlar hâlâ netleşmiş değildir. Bu oturum, kırın bu kentsel süreçler ve dönüştürücü etkiler karşısında nasıl bir varoluş, uyum ve direnç kapasitesi sergilediğini ilişkisel bir perspektifle tartışmayı amaçlamaktadır.

Temel kabulümüz, kırsal dirençliliğin yalnızca tarımsal bir mesele değil; içinde bulunduğu daha geniş mekânsal ekosistem içerisinde politik, toplumsal ve ekolojik boyutları olan bütüncül bir mücadele alanı olduğudur. Kent çeperlerinin ve tarım arazilerinin yapılaşması, sermaye birikim süreçleri, sanayileşme ve iklim değişikliğinin etkileri yerel üretim biçimlerinin çözülmesine ve kırsal toplulukların kırılganlıklarının artmasına neden olmaktadır. Buna karşılık; kırsal ekonomik faaliyetlerdeki çeşitlenme, yerel tarih ve toplumsal dayanışma ağları ile sosyal sermaye biçimleri kırsal dirençliliği yeniden inşa eden temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Oturum, kır ve kent arasındaki bu karmaşık ilişkileri, insan-olmayan ekolojik failleri de analize dâhil eden sürdürülebilir ve bütüncül bir mekânsal yaklaşımla yeniden ele almayı önermektedir. Böylelikle, kır-kent sürekliliğinde toplumsal uyum, afetlere hazırlık ve kırsal kalkınma adına yerele özgü stratejiler üretilmesine kuramsal bir katkı sunmak amaçlanmaktadır.

Bu bağlamda oturumumuz, aşağıdaki temalar etrafında araştırmalar yürüten araştırmacıların katkılarını beklemektedir:

•Kentleşme ve mekânsal dönüşümün kırsal alanlar ile müşterekler üzerindeki sosyo-ekolojik etkileri

•İklim krizi ve çevresel tahribat ekseninde kırsal toplulukların dayanıklılık stratejileri

•Kırsal dirençliliğin inşasında ekonomik çeşitliliğin, alternatif gelir kaynaklarının ve yerel kurumların rolü

•Değişen mülkiyet ilişkileri bağlamında kırsal alanlardaki topluluk bağları, aidiyet ve sosyal sermayenin dirençliliğe katkısı

•İnsan-merkezci perspektiflerin ötesinde ekolojik faillerin kırsal dirençlilikteki rolüne odaklanan çalışmalar

•Kırsal dirençliliği ölçmeye ve anlamaya yönelik metodolojik arayışlar

 

Özel Oturum 05 Oturum Başlığı:

Dijital Toplumda Algoritmik Yönetişim, Kamusallık ve Adalet

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Erkan Saka, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Prof. Dr.

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Hatice Erdem, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Doktora Öğrencisi

 

Oturum Özeti:

Günümüz sosyolojisinin temel meselelerinden biri, dijitalleşmenin toplumsal ilişkileri, iktidar mekanizmalarını ve adalet arayışlarını nasıl dönüştürdüğüdür. Bu özel oturum, dijitalleşmeyi salt teknolojik araçlar üzerinden ele almak yerine, sosyolojinin merkezindeki iktidar, gözetim ve eşitsizlik tartışmalarıyla ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” ile Antoinette Rouvroy ve Thomas Berns’in “algoritmik yönetimsellik” kavramlarından hareketle, iktidarın yalnızca bedenler ve öznellikler üzerinde değil; hesaplayıcı aygıtlar, dijital profiller, veri sömürgeciliği ve veri temelli sınıflandırma süreçleri aracılığıyla da işlediği vurgulanmaktadır. Bu çerçevede, algoritmik yönetişimin kullanıcıları, toplumsal ilişkileri ve kamusal deneyimi nasıl biçimlendirdiği; bu ilişkisel ağlar içinde yeni adalet taleplerinin ve karşı koyma biçimlerinin nasıl ortaya çıktığı çağdaş sosyolojinin öncelikli sorun alanlarından biri olarak ele alınacaktır.

Oturum, sosyal medyayı kendiliğinden demokratik bir müzakere zemini olarak gören siber-ütopyacı yaklaşımlara eleştirel bir müdahalede bulunmaktadır. Habermas’ın rasyonel uzlaşıya dayalı kamusal alan idealinin dijital ortamlardaki dönüşümü, Christian Fuchs’un “sözde kamusal alan” eleştirisiyle birlikte tartışmaya açılacaktır. Zizi Papacharissi’nin “duygusal kamular” kavramından hareketle, rasyonel müzakerenin yanı sıra anlık duygulanımların, ahlaki paniklerin ve çevrimiçi linç pratiklerinin dijital kamusallığı nasıl şekillendirdiğine odaklanılacaktır. Politik trol pratikleri, iptal kültürü ve dijital vigilantizm gibi güncel olgular yalnızca birer sapma olarak değil, algoritmik görünürlük rejimleri tarafından yoğunlaştırılan parçalanmış adalet taleplerinin ve meşruiyet krizlerinin ilişkisel tezahürleri olarak değerlendirilecektir.

Bu özel oturumun temel hedefi, dijital gündelik hayatı kuşatan görünmez iktidar ağlarını açığa çıkarmak ve makro düzeydeki algoritmik yönetişim mekanizmaları ile mikro düzeydeki kullanıcı eylemliliklerini ortak bir analiz çerçevesinde buluşturmaktır. İlişkisel mobilizasyon, parçalanmış adalet arayışları ve dijital etnografi gibi kavramsal ve yöntemsel açılımları; dijital normativite, dezenformasyon ve yapay zekâ politikaları gibi güncel tartışma eksenleriyle bir araya getiren bildiriler davet edilecektir. Oturumun özgün katkısı, yeni medya sosyolojisini dar bir kitle iletişimi alanına indirgemek yerine, çağdaş toplumdaki denetim, kamusallık, eşitsizlik ve kimlik çatışmalarını anlamaya yönelik eleştirel bir sosyoloji pratiği olarak yeniden konumlandırmaktır. Böylece konferansın tartışma zeminine disiplinlerarası ve ilişkisel bir perspektifle katkı sunulması amaçlanmaktadır.

Özel Oturum 06 Oturum Başlığı:

Toplumsal Sorumluluğu Yeniden Düşünmek: Eşitsizlikler, Müşterekler ve Çevresel Adalet

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Ayşe Aydın, İstanbul Gelişim Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Anıl Al Rebholz, İstanbul Gelişim Üniversitesi, Doç. Dr.

3. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Emrah Tüncer, Dr.

4. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Nazar Bal, Dr.

5. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Y. Güneş Yücel, Dr.

 

Oturum Özeti:

Toplumsal sorumluluk, günümüzde kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarından gönüllülük faaliyetlerine, sürdürülebilirlik politikalarından ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) çerçevelerine kadar uzanan geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bununla birlikte kavramın toplumsal sorunları nasıl tanımladığı, hangi müdahale biçimlerini meşrulaştırdığı ve hangi toplumsal ilişkiler içinde üretildiği soruları güncelliğini korumaktadır. Artan toplumsal eşitsizlikler, bakım krizi,  ekolojik yıkım ve dönüşen kamusal sorumluluk rejimleri, toplumsal sorumluluğun anlamını ve sınırlarını yeniden tartışmayı gerekli kılmaktadır. Özellikle kamusal yükümlülüklerin giderek bireylere ve şirketlere devredildiği günümüzde, toplumsal sorunlara ilişkin sorumluluğun kimler tarafından ve hangi araçlarla üstlenildiği önemli bir tartışma alanıdır.

Bu özel oturum, toplumsal sorumluluğu bireysel bir etik yükümlülük ya da kurumsal bir uygulama olarak ele almak yerine; insanlar, kurumlar, devletler, diğer canlılar ve ortak yaşam alanları arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkileri çerçevesinde değerlendirmektedir. Sosyoloji, sosyal politika, sosyal hizmet, çevre çalışmaları ve siyaset bilimi literatürlerinde görünürlük kazanan bakım, müşterekler, toplumsal yeniden üretim, sosyal adalet, yeniden dağıtım, temsil, çevresel adalet tartışmaları oturumun temel eksenlerini oluşturmaktadır. Foucault, Bourdieu ve Fraser’ın çalışmalarının yanı sıra bakım etiği, müşterekler ve ekolojik karşılıklılık tartışmaları oturumun kuramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Carol Gilligan, Joan Tronto, Silvia Federici, Elinor Ostrom ve Donna Haraway’ın katkıları bu tartışmaların önemli referansları arasındadır.

Oturum kapsamında toplumsal sorumluluğun ne tür bir toplumsal ve siyasal ilişkiyi ifade ettiği, sosyal sorumluluk söylemlerinin yapısal eşitsizlikleri görünür kılıp kılmadığı ve insanların birbirleriyle, doğayla ve ortak yaşam alanlarıyla kurdukları ilişkilerin hangi sorumluluk biçimlerini ürettiği tartışmaya açılmaktadır. Ayrıca bakım krizi, iklim adaleti, afetler, ESG uygulamaları ve müşterekler etrafındaki güncel tartışmaların sorumluluk anlayışlarını nasıl dönüştürdüğü de sorgulanmaktadır. Bu çerçevede oturum, sorumluluğun birey, devlet, piyasa ve sivil toplum arasındaki dağılımına ilişkin gerilimleri görünür kılmayı; sosyal adalet, dayanışma, bakım, müşterekler ve çevresel adalet ekseninde yeni tartışma alanları açmayı hedeflemektedir.

 

Özel Oturum 07 Oturum Başlığı:

Emek Alanında Teorik Tartışma Açan Çalışmalar

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Ladin Bayurgil, Türk-Alman Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Alpkan Birelma, Özyeğin Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

 

Oturum Özeti:

Çalışma yaşamındaki köklü dönüşümler, emek hareketinin ciddi şekilde güçsüzleşmesi, yeni emek rejimlerinin ortaya çıkışı ve emek mücadelelerinin farklılaşan biçimleri emek alanında çalışan araştırmacıları büyük ölçüde saha verilerini önceliklendirmeye ve ampirik bulgulara odaklanmaya yöneltmiştir. Üretim sürecindeki işçi deneyimlerini ve emek denetimindeki iktidar dinamiklerini anlamak için araştırmacılar, direniş biçimleri, sendikalaşma/sendikasızlaştırma, güvencesizleştirme, ücret dinamikleri, niteliksizleştirme ve otomasyon gibi gelişmeleri incelemekte ve kayıt altına almaktadır. Bu çalışmalar, emek alanındaki bilgi birikiminin zenginleşmesine önemli katkılar sunmuştur.

Bununla birlikte, emek araştırmalarında kuramsal ve kavramsal tartışmaların ampirik çalışmalar kadar gelişmediği ve teorik üretimin görece sınırlı kaldığı da gözlemlenmekte ve dile getirilmektedir. Emek alanının en baskın literatürü sayılabilecek endüstri ilişkilerinin ağırlıkla betimleyici ve uygulamaya/politika üretimine dönük olduğu Hyman (1994) ve Kelly (1998) gibi isimlerce vurgulanmıştır. Benzer eleştiriler güncel çalışmalarda da dile getirilmekte, teorik üretime yönelik çabalar görece kısıtlı kalmaktadır (örn. Nowak 2019; Doellgast et al. 2020). Bizlerin de kendimizi içinde konumlandırdığımız eleştirel, Marksizan yönelimli emek çalışmalarının da direnişin ‘tüm zorluklara rağmen’ farklı biçimlerde sürdüğünü göstermek gibi savunmacı ve betimleyici bir araştırma gündemine ve/veya Marksizan teorik çerçevenin ampirik malzemeyle doğrulanmasına sıkıştığını söylemek mümkündür. Gerek emek hareketinin beklenen, umulan yeniden güçlenmesinin gerçekleşmemesi gerekse son dönemde çalışma ilişkilerinde yaşanan birçok dönüşüm mevcut teorik çerçevelerin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu oturum, saha araştırmasından elde edilen ampirik verilere dayanarak emek çalışmalarına teorik katkı sunmayı amaçlayan araştırmalara odaklanmaktadır. Bildirilerin emek alanındaki mevcut kuramsal yaklaşımları eleştirel biçimde değerlendirmesi, yeni kavramsallaştırmalar önermesi veya mevcut teorileri geliştirmeye yönelik katkılar sunması beklenmektedir. Oturum kapsamında emek süreçleri, çalışma ilişkileri, sınıf, kesişimsellik, sendikacılık, emek hareketleri, ekonomik hareket-siyasal hareket ilişkisi, bakım emeği, dijital emek, platform çalışması ve benzeri konulara ilişkin teorik tartışmaları merkeze alan çalışmaların sunulması teşvik edilmektedir.

 

Özel Oturum 08 Oturum Başlığı:

Toplumu Anlamanın Değişen Yolları: Sosyolojide Yeni Araştırma Araçları ve Ampirik Uygulamalar

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Elif Ceyhan, Marmara Üniversitesi Nüfus ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Dr. Öğr. Üyesi

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Ayşe Betül Aydın, Marmara Üniversitesi Nüfus ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Öğretim Görevlisi

 

Oturum Özeti:

Sosyolojide toplumsal meseleleri ele alma ve ampirik veriyi işleme biçimleri, gelişen teknolojik imkânlarla birlikte yeni bir döneme girmektedir. Yapay zekâ uygulamaları, açık kaynaklı kodlama dilleri (R, Python vb.), yenilikçi veri görselleştirme teknikleri ve nitel veri analizi yazılımları (MAXQDA, NVivo vb.), araştırmacılara ampirik sahayı incelemek için farklı yollar açmaktadır.

Bu oturumun temel amacı, araştırmacıların kullandıkları araçların sosyolojik bağlamı ele alma imkânlarını nasıl dönüştürdüğünü görünür kılmaktır. Kod yazma süreçlerinin getirdiği esneklik, yapay zekanın sunduğu operasyonel imkânlar, görselleştirme teknikleri ve nitel analiz programlarının sağladığı sistematik yapı; araştırmacıların inceledikleri konulara dair soru sorma biçimlerini çeşitlendirmektedir. Oturum, bu araçların peşinen mutlak avantajlar sağladığını iddia etmek yerine her araştırmacının kendi çalışmasında bu araçları nasıl konumlandırdığını ve veriyle nasıl bir ilişki kurduğunu tartışmayı hedeflemektedir.

Oturum, alanyazındaki dönüşümle doğrudan örtüşmektedir. Salganik'in (2018) dijital çağda ampirik araştırmayı yeniden kurgulayan çerçevesi; Bail (2024) ve Törnberg'in (2023) büyük dil modelleri ve yapay zekânın yorumlayıcı sosyolojideki imkân ve risklerine dair tartışmalarıyla genişlemektedir. Silver ve Lewins (2014) yazılımların veriyle kurulan ilişkiyi dönüştürdüğünü gösterirken, Luker (2008) yöntemsel tercihlere eleştirel bir esneklik kazandırmaktadır.

Burawoy (2005) ve Tilly'nin (2008) vizyonundan hareket eden oturum; Abbott'un (2001) metodolojik çoğulculuk tartışması ve Gitelman'ın (2013) araç nötrlüğü eleştirisinden beslenerek, aynı toplumsal sorunsalı inceleyen araştırmacıların farklı araçlarla nasıl farklı bulgular ürettiğini ampirik karşıtlıklar üzerinden ele alır.

Oturumumuz; nitel analiz programlarını, nicel analiz programlarını, kodlama dillerini, yapay zekâ araçlarını veya yenilikçi görselleştirme tekniklerini kullanan tüm ampirik çalışmalara açıktır.

Referanslar

Abbott, A. (2001). Chaos of disciplines. University of Chicago Press.

Bail, C. (2024). Can generative AI improve social science? Proceedings of the National Academy of Sciences, 121(21), Article e2314021121. https://doi.org/10.1073/pnas.2314021121

Burawoy, M. (2005). For public sociology. American Sociological Review, 70(1), 4–28. https://doi.org/10.1177/000312240507000102

Gitelman, L. (Ed.). (2013). “Raw data” is an oxymoron. MIT Press.

Luker, K. (2008). Salsa dancing into the social sciences. Harvard University Press.

Salganik, M. J. (2018). Bit by bit: Social research in the digital age. Princeton University Press.

Silver, C., & Lewins, A. (2014). Using software in qualitative research (2nd ed.). SAGE.

Tilly, C. (2008). Explaining social processes. Paradigm Publishers.

Törnberg, P. (2023). How to use large language models for text analysis (arXiv:2307.13106). arXiv. https://doi.org/10.48550/arXiv.2307.13106

 

Özel Oturum 09 Oturum Başlığı:

Sosyal Bilimlerde Bitkilerle Düşünmenin ve Araştırmanın İmkanları

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Ayça Yüksel, Bağımsız Araştırmacı, Doktora Mezunu (Dr.)

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Dijan Özkurt, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

3. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Dr. Tuba Emiroğlu, Bağımsız Araştırmacı

 

Oturum Özeti:

Sosyal bilimlerde hâkim olan insanmerkezci düşünme biçimi ve bakış açısı, bitkilerin toplumsal ilişkilerdeki ve yaşamdaki aktörlüğünü hesaba katmayan ve hatta değersizleştiren bir çizgiye sahiptir. İnsansonrası literatürüyle görünür hale gelen bitki dönemeciyle beraber ise bu bakış açısı kırılmaya ve bitkilere olan ilgi artmaya başlamıştır. Sosyal bilimler kapsamında bitkiler böylece toplumsal ilişkilerde eyleyen, etkileyen, tanık olan ve belirleyen aktörler olarak yeniden düşünmeye açılmıştır.

Bu oturumda sosyoloji alanında bitkilerle beraber düşünmenin ve araştırmanın imkanları tartışılacaktır. Oturumda, bitki-insan ilişkisine odaklanarak yapılan araştırmaların yer alması hedeflenmektedir. Sosyoloji disiplini içinde bitkilerle düşünmek ne demek ve nasıl gerçekleştirilebilir? Bitkilerle beraber sosyolojik bir araştırma nasıl yapılabilir? Bitkiler toplumsal ilişkiler ve yaşam içinde nasıl aktörlerdir? Bitkiler toplumsal yaşantı içinde nasıl bir tanıklık imkanına sahiptir, neler anlatır ve bu bakımdan nasıl bir arşivi tutar? gibi soruların kolektif olarak tartışılması ve derinlemesine masaya yatırılması amaçlanmaktadır.

Bu oturumun, sosyoloji araştırmalarında insanmerkezci sınırları aşındırmak/sorgulamak, sosyolojik bakışı insandan ibaret olmayanlara çevirmek, bitkileri toplumsal ilişkilerdeki rolü ve aktörlüğü üzerinden düşünmek gibi bağlamlarda katkı sunacağı düşünülmektedir. Bununla beraber oturumun sosyolojik araştırmalarda çoklu-türleri odağa alan yenilikçi metodolojileri ele alması bakımından da katkı sunması planlanmaktadır.

Özel Oturum 10 Oturum Başlığı:

Ahlak Sosyolojisinin Yeniden Kuruluşu: İnterdisipliner Bir Alanın İmkânları

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Büke Koyuncu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

R. Zinnur Fidan, Türk Alman Üniversitesi, Doktora Öğrencisi

 

Oturum Özeti:

Sosyoloji kurumsallaşırken modernleşmeyle yerleşik toplumsal yapıların çözülmesi ve normatif düzenin dönüşmesi sosyolojiyi ahlakı felsefeden devralarak toplumsal bir kurum olarak analiz etmeye yöneltmiştir. Durkheim, Weber ve Simmel gibi kurucu isimlerin metinlerinde ahlak önemli konulardan bir tanesidir.

20.yüzyılın özellikle ilk yarısında ise ahlak, sosyoloji içinde büyük ölçüde ya yapısal-işlevselci yaklaşımlar düzeyinde ya da davranışçı gelenekte ele alınmış; gündelik etik deneyimin çok katmanlı ve ilişkisel yapısı büyük ölçüde görünmez kalmıştır. 1960’lardan itibaren “toplumsal düzeni sağlayan kurum” olarak ahlak analizi zayıflarken, konu eleştirel teori, feminist düşünce, postkolonyal ve postyapısalcı yaklaşımların da katkılarıyla daha karmaşık biçimlerde düşünülmeye başlanmıştır. Bu literatür, ahlaki yargıların tarihsel koşullar, iktidar ilişkileri ve gündelik yaşam bağlamında üretildiğini ortaya koyarak bir yandan ahlak konusunun sosyolojideki popülaritesini zayıflatmış bir yandan da ahlakı pratik ve ilişkisel bir alan olarak yeniden ele almanın önünü açmışlardır.

Son on beş yıl içinde ise ahlak çalışmaları belirgin bir disiplinlerarası canlılık kazanmıştır. Psikoloji alanında nöropsikoloji ve evrimsel psikolojideki gelişmeler ile kültürel psikolojinin katkıları, ahlaki yargı ve duyguların hem biyolojik hem de kültürel düzlemlerde nasıl şekillendiğine dair daha karmaşık bir tablo ortaya koymuştur. Antropolojide “etik dönüş” ahlakı özneleşme, değerlendirme ve eylem süreçleriyle birlikte ele alan yeni bir yaklaşım üretmiştir. Buna ek olarak yapay zekâ, ekolojik krizler ve insansonrası tartışmalar, ahlaki sorumluluğun sınırlarını ve etik öznenin kimliğini yeniden sorgulayan bir zemin yaratmıştır.

Bu birikimle eşzamanlı olarak sosyoloji içinde de ahlakın yeniden kavramsallaştırılmasına yönelik önemli çalışmalar ortaya çıkmıştır. Abend (2011) “ahlak” kavramının sosyal bilimlerde çoğu zaman örtük varsayımlarla kullanıldığına dikkat çekerken Hitlin ve Vaisey (2010&2023) ahlak bağlamında eylem, kültür, biliş ve güç arasındaki ilişkiyi yeniden düşünerek, Abbott (2018) ilişkisel sosyoloji çerçevesinden bir metodoloji önererek, ahlakı toplumsal etkileşim ve anlam üretimi içinde yeniden düşünmeye yönelik güçlü teorik katkılar sunmaktadır.

Oturum, söz konusu disiplinlerarası birikime yaslanan ve yeni bir ahlak sosyolojisi tartışmasını besleyebilecek çalışmaları buluşturmayı hedeflemektedir.

 

Özel Oturum 11 Oturum Başlığı:

İklim Değişikliği, Göç Hareketleri ve Güncel Tartışmalar

1. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Barış Can Sever, Bağımsız Araştırmacı / ODTÜ (Mezun), Doktora Mezunu (Dr.)

2. Yürütücü Ad Soyad, Kurum, Unvan / Akademik Derece:

Ayşegül Arslan, Bağımsız Araştırmacı / Fırat Üniversitesi (Mezun), Doktora Mezunu (Dr.)

 

Oturum Özeti:

İklim değişikliğiyle bağlantılı göç hareketleri, günümüz sosyolojisinin ve göç araştırmalarının giderek daha fazla ilgi gösterdiği bir alan haline gelmektedir. Bu özel oturum, iklim göçüne ilişkin kuramsal/kavramsal çerçeveleri, metodolojik yenilikleri ve güncel tartışmaları sosyolojik bir perspektiften ele almayı amaçlamaktadır.

Üzerinde henüz uzlaşı sağlanmış bir tanımı bulunmayan iklim göçü, iklime bağlı koşulların toplumsal ve tarihsel süreçlerle etkileşim içinde değişmesi sonucunda, insan topluluklarının yerinden edilmesi, göç, hareketlilik ve hareketsizlik örüntülerine zorlanması ya da eğilim göstermesi olarak ifade edilebilir. Aniden gelişen olaylar ve/veya yavaş ilerleyen süreçler kapsamında; afet öncesi ve sırasındaki tahliyeler, yeniden yerleştirmeler, ülke içinde yerinden edilmeler ve uluslararası eksende yaşanan göç hareketleri, alanın temel analitik kavramları arasında yer almaktadır. IOM ve IDMC’nin raporları başta olmak üzere güncel uluslararası kaynaklar, iklim değişikliğinin bölüşüm dengesizliği, yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve altyapı yetersizliği gibi yapısal unsurlarla etkileşim içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Buna paralel olarak oturumun temel eksenlerden biri, iklim adaleti ve hareketlilik adaleti tartışmalarıdır. Etkilerin ağırlıklı olarak küresel güney ülkelerinde yoğunlaşması ve ilişkisel bağlamda dezavantajlı grupları orantısız biçimde etkilemesi, konuya hak temelli bir boyut kazandırmaktadır. Bu bağlamda Uluslararası Adalet Divanı’nın 2025 tarihli tavsiye kararı, geri göndermeme ilkesinin iklim göçü bağlamında yorumlanması açısından önemli yeni tartışma alanları açmıştır. Buna ilaveten, insan hareketliliğini ve hareketsizliğini bütünleşik bir perspektiften ele alan kuramsal yaklaşımlar, felaket söylemlerinin siyaseten araçsallaştırılması, kır-kent bağlantısallığındaki dönüşüm süreçleri, iklim değişikliğine bağlı emek rejimlerinin yanı sıra iklim-sağlık-göç, iklim-çatışma-göç ve iklim-toplumsal cinsiyet-göç gibi kesişimler tartışmaya açık konular arasında yer alacaktır.

Sonuç olarak bu oturum, iklim değişikliği etkileri altında göç hareketlerini disiplinler-arası ve -ötesi, çok boyutlu ve ilişkisel bir sosyolojik mesele olarak konumlandırarak, Türkiye’deki göç araştırmacılarına ve politik-ekoloji, politik-ekonomi, kır, kent, coğrafya, çevre ve demografi gibi alanlarda üretmeye devam eden sosyologlara, akademisyenlere ve öğrencilere güncel bir değerlendirme zemini yaratmayı hedeflemektedir.

​​​

Microsoft CMT Microsoft CMT'ye nasıl başvuru yaparım?

Başvurunuzu göndermek için lütfen buradaki "BAŞVUR" düğmesine tıklayın. (Düğme Linki Açıklanacak)

Kendiniz için bir Microsoft CMT hesabı açın ve Microsoft CMT kimlik bilgilerinizle giriş yapın.

Başvurunuzu "yeni başvuru oluştur" seçeneğiyle göndermeye başlayın.

Başvurunuz için bir başlık girin ve gerekirse ortak yazarlar ekleyin.

Özetinizi doc, docx veya pdf formatında "bilgisayardan yükle" seçeneğiyle yükleyin ve "gönder"e tıklayın.

 

Not: Bu konferans için hakem değerlendirme sürecini yönetmek amacıyla Microsoft CMT hizmeti kullanılmıştır. Bu hizmet Microsoft tarafından ücretsiz olarak sağlanmış olup, Azure bulut hizmetleri maliyetleri ile yazılım geliştirme ve destek masrafları da dahil olmak üzere tüm giderleri karşılamıştır.​​​Microsoft CMT

 

How do I submit my application to Microsoft CMT?

To submit your application, please click on the “APPLY” button here. (Button TBA)

Open a Microsoft CMT account for yourself, and log in with your Microsoft CMT credentials.

Start to submit your application via “create new submission.”

Enter a title for your submission, and add co-authors if required.

Upload your abstract as doc, docx or pdf, via “upload from computer,” and click on “submit.”

 

Note: The Microsoft CMT service was used for managing the peer-reviewing process for this conference. This service was provided for free by Microsoft and they bore all expenses, including costs for Azure cloud services as well as for software development and support.

bottom of page